
* Gerçek bir yazar hiçbir zaman emekli olmaz, zihni çalıştığı sürece yazar; kâğıda yazmasa bile kafasının içindeki karanlık duvarlara yazar. (Mehmet Murat ildan)
* Yazar asla kendisini öne çıkarmamalıdır; geri planda, gölgede durmalı ve spot ışıkları altında kendisi değil eserleri olmalıdır. Yazarlık bir değer yaratma sanatıdır, gösteriş yapma, kendisini öne sürme, bir ego tatmini sanatı değildir. Yazarın kendisini öne çıkarması edebiyatın büyüsünü bozar. Ayrıca, bir yazar kendisini ne kadar öne çıkarırsa kişisel özgürlüğünü de o kadar yitirir. (Mehmet Murat ildan)
* Bir yazarın en büyük meziyetlerinden biri şu olmalıdır: Kendisini herhangi bir dar çerçeveyle sınırlamamak, sonsuzluğun içerisinde korkusuzca yüzmek, şunu yapma bunu yapma diyenlere "Tam da onu yapacağım, çünkü onu yapmak istiyorum" diyebilmek... Yazar, ne yazmak istiyorsa onu yazmalıdır; o, alevli bir çemberin darlığı içinde kalamaz, çemberi yarıp geçmelidir. (Mehmet Murat ildan)
* Yazarın dili, eserin neredeyse her şeyidir. Yazım dili bozuk ya da yetersiz bir yazar, yazar değildir. (Mehmet Murat ildan)
* Yazar, kelimeler ormanında bir ağaçtan ötekine hiç durmadan atlayan bir maymundur.
* Yazarın işi, kahramanla özdeşleştiği yerlerde çok kolaylaşır, çünkü akıntıya karşı kürek çekmiyor, akıntıyla birlikte yol alıyordur. (Mehmet Murat ildan)
* Gerçek bir yazar, herkes ve her şey olabilen ve herkesle her şeyin ne hissettiklerini bizzat kendisi de hissedebilendir. O yüzden iyi bir yazara baktığınızda karşınızda tek bir kişi görünse de o asla tek kişi değildir; o, bin kişidir, on bin kişidir; saka kuşudur, buluttur, rüzgârdır, yağmurdur, aşçıdır, işçidir, konttur, kontestir, barondur baronestir, hayduttur, şövalyedir. (Mehmet Murat ildan)
* Yazar, bir tiyatro oyuncusu gibi değildir. Oyuncu, oyununu oynar, kostümünü çıkardığında artık yine kendisi olur; oysa gerçek bir yazar, örneğin romanı bittikten sonra, romandan önceki o kendisi değildir artık; ruhuna yeni bir şeyler eklenmiş, yazdığı karakterlerden kendi ruhunda yeni bir şeyler inşa edilmiştir. (Mehmet Murat ildan)
* Bir yazarın hayatındaki en büyük hedef, “Klasik bir düşünce gemisi’ inşa etmektir. Bu gemi, zaman rüzgarları karşısında sıradan gemilere göre çok daha az sallanır; unutulma dalgalarına karşı daha çok dayanıklıdır; geçerliliğini yitirme yosunlarıyla kaplanıp çürümesi çok daha zordur; entelektüel martıların sıkça kondukları felsefi bir güvertesi vardır. (Mehmet Murat ildan)
* Gerçek bir yazar, yalnızca yazmak istediğini, içinden geleni yazar, dışından geleni değil. Yazar, "Kitle psikolojisi" denen şeye uyacak en son insan olmalıdır. O, yönlendirilen, eğilip bükülen biri değil, yönlendiren, eğip büken kişi olmalıdır. (Mehmet Murat ildan)
* Büyük kentler yazarlara çok şeyler öğretirler ve onların edebiyat serüvenlerini zenginleştirirler. (Mehmet Murat ildan)
* Yazar, kelimeler ormanında durmadan bir ağaçtan ötekine atlayan bir maymundur.
* Bazı yazarlar yaratıcı ve “Duygu akışlı” yazar değil "Toplayıcı" yazarlardır. "Toplayıcılık," yani şuradan al buradan al türü yazım işi zaman alır. “Duygu akışlı” yazarlar ise hızlı yazarlar. (Mehmet Murat ildan)
* Yazarın kendi toplumunu ve kendi çağını yazması, başka bir toplumu ve başka bir çağı yazmasından her zaman için çok daha kolaydır. Kendi yaşadığı yerde sokağa çıkması dahi malzeme toplaması için yeterlidir; zaten insanları ve çevresindeki her şeyi çok uzun zamandan beri tanıyordur. Bir balık için denizi yazmak karayı yazmaktan elbette daha kolaydır. (Mehmet Murat ildan)
* Bir yazar, beynini uzun bir süre nadasa bırakırsa, içinde yazmak için karşı konulmaz bir arzu uyanır; tıpasını hırsla zorlayan köpüklü bir şampanya gibi coşkuyla taşmak, hızla akmak ister. (Mehmet Murat ildan)
* Bir yazar için yazmadan geçirilmiş koskoca bir yıl, bir balığın sudan uzakta geçirdiği bir dakikadan ya da ters dönmüş bir kaplumbağanın acıklı halinden farksızdır. (Mehmet Murat ildan)
* Hiçbir yazarın hayal gücü, sokakların bize sunduğundan daha zengin olamaz. (Mehmet Murat ildan)
* Yazar, asaletiyle ve haşmetiyle tepelerde gezinen bir çeşit atmacadır; gökyüzünde yapayalnız dolaşır, güçlü pençelerine alabileceği lezzetli karakterleri keskin gözleriyle arar durur. Kimi kez bir hafta aç dolaşır, hiçbir karakter yakalayamaz ve umutsuzluklar içerisinde kıvranır; kimi kez de yağmur yağar gibi karakter yağar üzerine. (Mehmet Murat ildan)
* Yazar, elindeki gümüşü ne bir bronz ne de bir altın gibi göstermelidir; gümüşü gümüş olarak göstermektir asıl marifet. (Mehmet Murat ildan)
* Soğukta titreyen bir kardan adam hayal edemiyorsanız, iyi bir yazar olamazsınız, çünkü o durumda hayal gücünüzün bir sınırı var demektir. (Mehmet Murat ildan)
* Yazarlar, yağlıboya kokan fırçalar yerine, mürekkepli kalemler kullanan ressamlardır. Kelimeler, düşüncelerin büyülü görüntülerini resmeden çizgilerdir. Ressamın kitabı tablosudur ve yazarın tablosu da kitabıdır. (Mehmet Murat ildan)
* Okuyucu, düşünce mağazasına mal almaya gelmiş bir müşteridir. Müşteri, gerekli zihinsel çabayı cüzdanından çıkarıp mağazanın satış görevlisi olan yazara vermelidir ki o mala sahip olabilsin. Okuyucu, bir roman, bir oyun veya bir şiir asansörüne bindiğinde, düşünme düğmesine basmalıdır ki, yazarın dünyasına doğru hareket edebilsin. (Mehmet Murat ildan)
* Bir yazarın en büyük dileği, önündeki kâğıda sessizce fısıldadığı cümlelerin günün birinde başka insanların kulaklarında gök gürültüsü gibi yankılandıklarını duymaktır. Onun en büyük arzusu, kendisinin kelimelerle süslediği “Edebî” ağacın etrafının, New York’taki dev Noel ağacının etrafında olduğu gibi çok değişik milletlerden oluşan insanlarla sarılmasıdır. Sadece bir milletin sevgilisi olmak yetmez yazara. Bir millet yerine yüz millet severse onu, bir kez değil yüz kez mutlu olur. (Mehmet Murat ildan)
* Bir yazar için en mutlu an, kendi yarattığı düşünce bayrağını binlerce okuyucunun ellerinde dalgalanırken görmektir. Kendi bayrağını kendisinden başka hiç kimsenin sallamadığı bir yazar, üzgün insanlar kulübünün zavallı bir üyesidir. (Mehmet Murat ildan)
* Bir yazar için yazmak, susuzluktan çatlamış dudakları, gürül gürül akan bir çeşmenin altına uzatmak gibidir; Tanrı aşkıyla yanan bir dindarın Tanrıyla buluşması gibidir. (Mehmet Murat ildan)
* Bir yazardaki yazma isteği, batık bir geminin çürüyene kadar su üstüne çıkma hayali gibi güçlü ve süreklidir. Yazmadan yaşamak, var olmadan yaşamaktır onun için. Yazarın nabzı yazdıkça atar, elleri yazdıkça dinlenir, ruhu yazdıkça gençleşir, içindeki fırtınalar yazdıkça durulur. (Mehmet Murat ildan)
* Taklitçilikten sakının. Çünkü taklitçilik, fotokopi makineciliğidir. Her fotokopi makinesi aslında soysuz bir hırsızdır. Taklitçi yazar, daktilodaki bir karbon kâğıdı gibi bir kâğıttaki yazıyı başka bir kâğıda transfer eder; hilebaz bir hamaldır o, başkasının malını utanmadan kendi evine götürür. (Mehmet Murat ildan)
* Sözcükler, tıpkı birer fotomodel gibidirler; yazarlar, onlara sadece “Düşünce kamerasına” nasıl poz vermeleri gerektiğini söylerler. (Mehmet Murat ildan)
*İşte bir yazar için On Emir: Yarat, yarat, yarat, yarat, yarat, yarat... (Mehmet Murat ildan)
No comments:
Post a Comment