Friday, September 11, 2009

Acı - Istırap


* Sonu iyi bitecek olan her türlü ıstıraba dayanabilir insan. Sonunda bir ödül, bir aydınlık, koca bir ferahlama varsa, şimdi çektiğimiz cefaya katlanmak mümkündür elbette. Peki ya sonunda koca bir hiçlik olana nasıl katlanılır ve niye katlanmalı? Sonunda güneşi göreceksek, yüzlerce yıl karanlıkta kalmaya kendimizi hazırlayabiliriz. Karanlıktan sonra yine karanlık varsa ve sonra yine karanlık, gene karanlık, sonsuza dek karanlık, hep karanlık, tam karanlık?.. Kim dayanabilir böyle sonsuz bir ıstıraba? (Mehmet Murat ildan)


* Istıraplar okulunda eğitilen, nice badireler atlatmış, feleğin çemberinden geçmiş insanlarda hayranlık uyandırıcı bir olgunluk ve sakinlik gözlenir. (Mehmet Murat ildan)


* Her insanın acılarını, ıstıraplarını unutmak için seçtiği bir yol, bir yöntem vardır! Bu yollar, bu yöntemler kimi zaman akıldışı da olurlar. Bazı insanlar kendilerine eziyeti seçerler! Ellerine batan gül dikenlerinin verdiği acıyı unutmak için çıplak ayaklarıyla kaktüslerin üzerine basarlar ve böylece önceki acılar arada kaynayıp, unutulup gider! İğnenin verdiği acıyı unutmak için kendilerine çuvaldız ve şiş batıran insanlar hiç de az değildir. Aşklarına karşılık alamayıp manastırlara kapananlar ya da eşleri tarafından aldatılmış olmanın verdiği üzüntüleri unutmak için orduya yazılıp cepheye gidenler de aynı mantıkla hareket ederler. Ekşi elmanın tadını unutmanın yolu bazen ekşi limon olur kimileri için. (Mehmet Murat ildan)


* Acı bir haber şarap değildir ki yıllandıkça güzelleşsin! O bir hançerdir, keskin mi keskin! Bugün de bizi deşer, altı ay sonra da; en iyisi bugün bizi deşmesidir! Bugünkü acıyı yarına bırakma! Yarın bugünden daha güçlü olmayacaksın unutma! (Mehmet Murat ildan)

No comments:

Post a Comment