* Ormanda yere çökmüş meçhul bir sis ve bir de bir guguk kuşu… Onlar krallardan, krallıklardan, elmaslı pırlantalı taçlardan çok daha değerlidirler. (Mehmet Murat ildan)
* Hüzünlü anlarda tabiatın kucağında ağlamak kadar ferahlatıcı bir şey yoktur. (Mehmet Murat ildan)
* Tanrı, doğayı ve insanı aynı dal üzerine oturtmuştur; eğer insan bu dalı kesecek olursa, aşağıya düşen doğanın yanında kendisi de olacaktır mutlaka. (Mehmet Murat ildan)
* Doğanın kulakları sağırdır; onunla pazarlık yapılmaz! Doğa yaramazlık yapmak istedi mi, kimse ona engel olamaz. (Mehmet Murat ildan)
* Doğa da, uygarlık da, bunların her ikisi de aynı! Aralarında hiçbir fark yok! İkisi de fırsatını buldular mı acımasızca öldürüyorlar insanı! (Mehmet Murat ildan)
* İnsanların çoğu tabiatın rüyamsı görüntülerinden, o harikulade manzaralardan pek etkilenmezler. Ben onlara, rüyaların içinde rüyayı görmeyenler, “Donuklar” derim. Böyle olmadığım için kendimi şanslı sayıyorum. Körlerin dünyasında gözü fal taşı gibi açık olmak ne güzel!.. (Mehmet Murat ildan)
* Keşke bütün dünya bir Amazon Ormanı’na dönüşse; rengârenk kanatlarıyla uçan papağanlar, o harikulade kuşları görsek çevremizde ve neşeyle dolaşan sincapları ve buz gibi akan pınarlarda yüzümüzü yıkasak ve ılık sağanak yağmurların altında Gene Kelly’in filmi “Singing in the Rain”deki gibi sırılsıklam olsak. Orman sisleri içinde bir hayal âlemi oluşsa… Bunlar mümkündür… Her şey mümkündü... Her şey halen mümkündür. (Mehmet Murat ildan)
* Doğada herkesin derdi diğerini yemektir! Her canlı bir diğerinin lezzetli yemidir. (Mehmet Murat ildan)
* Doğa benim tapınağım; ağaçlar benim rahiplerim; kuşlar hahamlarım, yağmurlar imamlarım! Doğa, benim tek gerçek dinimdir!.. (Mehmet Murat ildan)
No comments:
Post a Comment