
* Bir yaşamı sona erdirecek kadar güçlü bir sebebin varlığına inanmam mümkün değil. (Mehmet Murat ildan)
* Hayatın bütün zevklerini yitirmiş, artık ondan hiçbir tat alamayan bir biçare, öyle bir an gelir ki ölümü tatmak isterse ona kızmalı mıyız? Bu dünyada kendisini prangalara vurulmuş hisseden bir buncağız ölümle kendisini özgürleştirmek isterse buna karşı çıkmalı mıyız? Ona, onu hiç anlamadan, anlamaya bile çalışmadan, “Prangalarınla bir köle gibi yaşamaya, sürünmeye, yaşarken ölmeye devam et!” demeye yüzümüz olabilir mi? Yaşamak korkunç bir kâbus olunca artık, ölüm o kâbustan uyanmak olmaz mı? (Mehmet Murat ildan)
* Bazı cesur insanlar kaderin maskarası olmayı reddederler. Kader, her insanla kedinin fareyle oynadığı gibi oynayamaz. An gelir, kahraman olan insan intihar ederek kadere de haddini bildirir. (Mehmet Murat ildan)
* Yaşam, bize sunulmuş bir armağandır! Bu armağanı reddedip onu çöpe atamayız. İntihar, bir deliliktir; en büyük deliliktir. (Mehmet Murat ildan)
* İntihara kalkışan pek çok insanın ilk öğrendikleri şeylerin başında intihar etmenin öyle çay içmek ya da tırnak kesmek kadar kolay olmadığı ve yaşamın her şeye rağmen pek tatlı, pek vazgeçilmez olduğudur. (Mehmet Murat ildan)
* Hayat kısacık bir iptir ve insanlar da bu iplere dizilmiş tespih boncuklarıdır. İnsan bazen yoğun keder anlarında kendisini takılı olduğu ipte yeknesak bir şekilde dönüp dolaşmaktan usanmış isyankâr tespih boncukları gibi hissedebilir ve bu iplerden kurtulmak isteyebilir. (Mehmet Murat ildan)
* Hayattan korkup kaçanlar, tabutlara sığınanlar korkakların en büyüğüdürler. (Mehmet Murat ildan)
No comments:
Post a Comment