Thursday, September 3, 2009

Ölüm - Yokoluş - Ölümsüzlük



* Son uyku, bütün ıstırapları alıp götürmez mi? Çıkmaz sokaklarda mahsur kalmış bahtı kara insanlar için mezar çukuru harika bir çıkış tüneli değil midir? Fakat o tünelin ucunda ne vardır? Ah, bu bir bilinse, tünelin ucunda bir ışık görülebilse... Ölümün önünde bir duvar var ya da kesif bir sis; eğer ki bir cam olsaydı, eğer ki ötesi görülebilseydi… Ah, bir görülebilseydi!.. (Mehmet Murat İldan)


* Bir idam mahkûmunun idam sehpasında ölmeden önce gördüğü bir serçe, bir çiçek, her zamanki serçe, her zamanki çiçek değildir; kutsal bir parıltı vardır onların etrafında, çünkü bir daha görülemeyeceklerdir. (Mehmet Murat İldan)


* Bir insan yüz yıl yaşayabilir ve yüz yıl boyunca çok eğlenceli bir hayat da yaşayabilir ve bu çok güzeldir, fakat sonuç değişmeyecektir; temel sorun olan yok oluş çözülmedikçe yapılan her şey ne yazık ki bir sabun köpüğü olarak kalacaktır. (Mehmet Murat İldan)



* İnsan, her saniyesi zevkle geçen, sadece gezip tozduğu bir hayat yaşasa bile bu bir kâr değildir, bir kazanç değildir; yaşam sona erince kâr nerededir? 80 yıl, 100 yıl yaşayıp öldünüz, 81. yılda, 101. yılda kâr nerede? Bu sorun varken hiç kimse gerçek manada kâr edemez. Bütün mesele yok oluşu ortadan kaldıracak, en azından ilk aşamada erteleyecek mekanizmaları küresel ölçekte harekete geçirmenin yollarını aramaktır. (Mehmet Murat İldan)



* Ölüm ya da 80-90 yıllık bir kısa yaşam kaderci bir yaklaşımla mutlak ve değiştirilemez bir veri olarak alınamaz. Bir şeyi kabul ettiniz mi, artık onu değiştiremezsiniz. (Mehmet Murat İldan)



* Cüret etmeliyiz! Ölüme karşı bir cüret, küresel bir cüret, bu korkunç soruna küresel bir odaklanış!.. Bilimin zırhıyla kuşanıp onunla şimdikinden daha güçlü imkânlarla, daha büyük bir bilinç ve hevesle, pek çok anlamsız işi de küresel ölçekte bir kenara bırakarak çarpışmalıyız. (Mehmet Murat İldan)



* İnsanın yok oluşu mekanik bir meseledir ve çözülebilir ve çözülecektir. (Mehmet Murat İldan)



* Uygarlık bağlamında yirmi bir tane yüzyıl geçmiş olmasına rağmen insanoğlu bir anlamda fazla ilerlememiştir; halen bu gezegendedir, halen ölümlüdür, halen hastalıkların pençesindedir. Gerçek ilerleme bunları aşmaktır, gerçek ilerleme ölümü aşmaktır, en büyük ilerleme onu aşmaktır, o duvarı yıkmaktır. (Mehmet Murat İldan)



* Yaşayanlar için ölüm bir kâbustur; ölüler için de yaşam güzel bir rüyadır. (Mehmet Murat İldan)


* Geçen yıl dünyada 60 milyon insan şu ya da bu sebepten öldü. Ben, "Öldü" kelimesini pek uygun bulmuyorum. Benim tercih ettiğim sözcük şudur: Geçen yıl 60 milyon insan yok oldu! Bunların en az beş tanıdığı olsa, geçen yıl 300 milyon insan sevdiklerinin yok oluşuna tanık oldular. Bu düzeni reddediyorum!.. Çünkü ortada bir "Düzen" yok, yalnızca "Kaos" var. Bizi yok eden bu “sözde” düzenin ismi düzensizliktir. Biz, kalkıp da kaosa düzen diyoruz, bu tam bir delilik. Bizi öldürenin adı düzen olamaz, düzensizlik olur! İçinde "Yok oluşu" barındıran her "Düzen," içinde ötekini yemeye dayalı bir yapıyı barındıran her korkunç düzen yalnızca düzensizliktir, kaostur. Gerçek budur ve gerçek ağırdır. Bu ürpertici düzensizliğe, bu iğrenç kaos dünyasına her kim "Tanrı Düzeni" derse o kişi delirmiş, gerçeklerden kopmuş derim. Böyle mide bulandırıcı bir kaos ortamı Tanrı’nın Düzeni olamaz! Bu düzensizliğe Tanrı Düzeni denmesini şiddetle ve çelikten bir inançla reddediyorum. (Mehmet Murat İldan)


* Ölüm ötesine geçen bir bilinç yoktur; yaşamanın, varoluşun tek bir versiyonu vardır, o da bedenen var olmaktır. Bazen duyarsınız, falanca kişi öldü ama fikirleriyle yaşıyor! Halbuki yaşamanın tek bir çeşidi vardır, o da bedenen, kendi bilincimizle, kanlı canlı var olmaktır. Siz öldünüz, fikirleriniz yaşıyor, ne işe yarar böyle yaşamak? Onun yerine fikirlerimiz ölsün ama biz yaşayalım! Yaşarken her şeyi çözebiliriz; yaşarken yeni ve daha güzel fikirler üretebiliriz. Yaşadığımız sürece çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur; bazı sorunlar belki zaman alırlar, fakat er geç çözülürler. (Mehmet Murat İldan)


* İnsan Tanrılığa soyunuyor! Elbette soyunacak! Yok oluş probleminden kurtulmak için insan ne gerekiyorsa o olacaktır. (Mehmet Murat İldan)


* Bir mağazaya girersiniz, ayakkabı almak isterseniz, yüzlerce ayakkabı vardır ve zihniniz bu kadar çok seçenek karşısında bir anlamda ne yapacağını şaşırır. Ona bakarsınız, buna bakarsınız, sağa gidersiniz sola gidersiniz. Ölüm karşısında da biraz böyle hissederiz. Üzülecek o kadar şey vardır ki, cevaplanması gereken o kadar çok soru akla gelir ki, zihin kilitlenir. Bir boşluk ve hareket edememe hissi oluşur. Anlamsızlığın, insanoğluna acımanın kişinin oltasına takıldığı trajik andır bu. (Mehmet Murat İldan)


* Binlerce yıldır dünyada iki tür bilinç vardı: Birincisi, "Geldik gidiyoruz, ama öteki dünya var, cennet var, şu var, bu var, yaşamaya devam edeceğiz" saçmalığı, ikincisi de "Öte tarafta hiçbir şey yok, bu dünyada ne yaparsak kazançtır." Bu iki bilinç de ya da bunların birbirleriyle karışmış versiyonu da iflas etmiştir, çünkü ikisi de temel sorunu çözmez. Birincisine, o absürd düşünceye yanıt vermeye bile gerek yok. İkincisine gelince, varoluş sorunu çözülmeden gerçek bir kazanç olamaz. Ölümlü olan hiç kimse bu dünyada bir kazanç elde edemez, bu mümkün değildir. Hiç kimse daha iyi, daha dolu yaşayarak temel sorununu çözememiştir, sadece onu unutmaya çalışmıştır. Mutlu ölüm diye bir şey olamaz. Aptalların dışında hiç kimse mutlu ölmez. “Hawaii'de deniz kenarında harika bir hayat yaşadım, şimdi de bu kazançla mutlu bir şekilde öleyim” diyenler halen gerçeği anlayamamışlar demektir. (Mehmet Murat İldan)


* Roma için düşman Kartaca'ydı, daha doğrusu onlar öyle sanıyorlardı. Hannibal için düşman Romalılardı, Roma'ydı; Romeo ve Juliet’teki Montague için düşman Capulet ailesiydi; Atinalılar için düşman Isparta'ydı; Humeyni'nin düşmanı Amerika'ydı, Nazilerinki Yahudilerdi, Çingenelerdi. Bu saçma sapan düşmanlık listesini bir milyon sayfaya çıkarabiliriz. Senin tek bir düşmanın var, o da yok oluş, ölüm!.. (Mehmet Murat İldan)


* Ölüm, esrarengiz ve meçhul bir yolculuk değildir; çünkü yolculukta gidilecek bir yer vardır. (Mehmet Murat İldan)


* Ölümün eşiğinde olan her insan ciddidir. (Mehmet Murat İldan)


* Yaşam ve ölüm; ikisi arasında hiçbir köprü yok; yapışıklar bunlar birbirlerine! Ölüm, sadece bir adım ötemizde, çok değil sadece bir adım. Yanı başımızda ölümün o çürümüş leş gibi kokan nefesini duyarken bile yine de oturup gülebiliyoruz; ölüm bizim gölgemiz, fakat onu görmezlikten geliyoruz! Bu bizim doğuştan bir aktör olduğumuzu gösteriyor! Ölümün karşı konulmaz gücünü bildiğimiz halde rol yapmaya, bilineni bilmezlikten gelmeye devam ediyoruz; sanki yarın da, öbürsü gün de, her zaman sonsuza dek yaşayacağız gibi bütün canlılığımızla oynamaya, kahkahalar atmaya, ölümü yok saymaya devam ediyoruz. Oysa bir gün, belki bir saat sonra, belki de hemen şimdi, perdemiz sessizce kapanacak, kendi kendimizi kandırdığımız komik oyunumuz da duracak; ölü bedenimize işkenceler başlayacak. Ne zaman ki dünya sahnesinde ölüm denen bu korkunç trajedi artık oynanmaz olur, işte o zaman bu dünyada yaşamanın gerçek bir anlamı olur. O zamana dek, rol yapmaya, gözlerimizi gerçeğe kapamaya, kendimizi kandırmaya, türlü türlü eğlencelerle avutmaya devam edelim; ölümün ayak seslerini kahkahalarla bastırmaya, mezarın soğukluğunu sıcak yataklarda unutmaya çalışalım. (Mehmet Murat İldan)


* Konuşacak nice güzel şeyler dururken, yeryüzünün edepsiz şövalyesi ölümden bahsetmek, insanın kendi neşeli ruhunun üzerine camdan bir fanus kapatıp onu havasız bırakmasından başka nedir ki? (Mehmet Murat İldan)


* Ancak ve ancak büyük bir umutsuzluk içerisindeki insanlar ölümü, uyanması olmayan o “Çürüme Uykusu”nu iple çekerler. (Mehmet Murat İldan)


* Ölüm, hayat denen değerli altını toprağa dönüştüren ters bir simyacıdır. (Mehmet Murat İldan)


* Ölüm ihtiyarlarla ilgilenir, ama gençleri de ihmal etmez; çünkü ölüm şaşıdır, hedefini sıkça şaşırır. (Mehmet Murat İldan)


* Ölüm, herkesin tepesinde dolaşan bir şahin gibidir; bedenimizi nerede, ne zaman ve nasıl pençeleyeceği bilinmez. (Mehmet Murat ildan)
* Vatan için ölmek? Aşk için ölmek? Bir ideoloji için ölmek? Ama ben size diyorum ki ölümden uzak durun, hayatta kalın! (Mehmet Murat ildan)
* Her zaman ölümü düşünmeliyiz, çünkü ölüm her zaman bizi düşünüyor!.. (Mehmet Murat ildan)
* Ölüm var olduğu sürece, hem teorik hem de pratik bağlamda hayatta mutlu bir sona sahip olmak bütünüyle imkansızdır. (Mehmet Murat ildan)
* Ölüm, maaşı hiçlik olan ebedi bir emekliliktir. (Mehmet Murat ildan)
* Ölümden sonra yaşama inananların, buna inanmayanlardan çok daha kısa yaşamaları adalet açısından doğru olur! (Mehmet Murat ildan)
* İnsanlar ölümsüzlükten korkuyorlar çünkü yapacak bir şey bulamayıp sıkılacaklarına inanıyorlar. Eğer ölümsüz olursak ne yapacağız? Sadece yürüyebiliriz! Ölmekten iyidir! (Mehmet Murat ildan)
* Kudretli ölümün kendisini çaresiz hissettiği anlar da vardır; kayaların içinden büyüyen ağaçları görmesi bu anlardan biridir! (Mehmet Murat ildan)
* Ölüm var olduğu sürece, insan sadece bir 'gölge' olarak var olmaya devam edecektir, 'gerçek' bir şey olarak değil! (Mehmet Murat ildan)

No comments:

Post a Comment