
* Muhteşem bir dağın eteğindekiler o ulaşılamaz doruğa özenirler; doruktakiler de aşağıdaki bayağı eteklere gıpta ederler. (Mehmet Murat ildan)
* Herkes altın olmak için çabalar, terler durur; ama altın için altının hiçbir kıymeti yoktur! Altın, kömürü, çakıl taşlarını, paslı tenekeleri, gübreli balçıkları kıskanır; parlak altın mat kile özenir. (Mehmet Murat ildan)
* İnsanlar uçan kuşlara nasıl da kıskanarak, ezilip büzülerek bakarlar! Ağızları açık seyrederken onları, dudaklarından aşağıya salyalar akar. İnsan, kendisinde olmayan şeye çaresizce gıpta eder! Kanadı olmayanlar için yürümek güzeldir; ama bir süre sonra uçmanın büyüsü gözleri kamaştırır, yürümek banal gelir. (Mehmet Murat ildan)
* Işığa mahkûm edilmiş bir yaratık, eninde sonunda karanlığı özler, karanlığı ister! Derisi güneşte parıldayan asil bir at, gün gelir çamurlara uzanmış camızlara özenir. (Mehmet Murat ildan)
* Her tavşanın içinde, yılanların o kıvrak gidişlerine, çatallı dilleriyle havayı koklayışlarına, güçlü kaslarına ve zehirli dişlerine karşı gizli bir hayranlık, sonsuz bir imrenme vardır. (Mehmet Murat ildan)
* Bir horoz her zaman haddini bilmeli ve bir kartal gibi çok yükseklere gözünü dikmemeli! Kirli kümesinde oturup, yalçın kayaları zihninden tamamen silmeli, ulaşamayacağı yerlere gıpta etmemeli. (Mehmet Murat ildan)
No comments:
Post a Comment